Hikaye, Hikayeler Gülerken Öğrenmeye Hazırmısınız ?

Archive for the ‘Sevgi’ Category


Gül Bahçesi

Jan 14, 2008 Author: admin | Filed under: Sevgi

Zamanın birinde bir kasabada yaşayan dünyalar güzeli bir kız varmış.. Bu kız öyle güzelmiş ki çok uzak şehirlerden ve ülkelerden çok zengin, çok yakışıklı, asil pek çok delikanlı onu görmeye gelirmiş.. Kendisiyle evlenmek isteyen nice prensi nice şovalyeyi reddeden güzel kız kimseleri beğenmezmiş…

Bu arada aynı kasabada yaşayan ve bu kıza aşık olan genç bir delikanlı da bu kızı istemiş… Ama kız onu da reddetmiş…

Aradan uzun yıllar geçmiş.. Bizim delikanlı kasabadan ayrılmış…Kendine başka bir hayat kurmuş ve evlenmiş, çoluk cocuğa karışmış… Birgün yolu bir zamanlar yaşadığı güzel, küçük kasabaya düşmüş..

Orada tanıdık birine rastladığında aklına bir zamanlar orada yaşayan dünyalar güzeli kız gelmiş ve ona ne olduğunu sormuş… Yaşlı adam önünde gül bahçesi olan bir evi göstererek kızın evlendiğini söylemiş.. Bizimki bir zamanlar herkesi reddetmiş olan kızın kocasını pek merak etmiş…

Bir gün gizlenip kocasını evden çıkarken görmüş… Kızın kocası şişman, kel ve çirkin mi çirkin bir adammış… Üstelik zengin bile değilmiş.. Çok merak eden adam kocası gittikten sonra evin kapısını çalmış.. Kız kapıyı açınca kendini tanıtmış ve neden böyle bir adamla evlenmiş olduğunu sormuş.. Kız da ona arkasındaki gül bahçesinden en güzel gülü koparıp getirirse cevabı vereceğini bu arada tek şartının bahçede ilerlerken geriye dönmemesi olduğunu söylemiş…

Adam da bunun üzerine yüzlerce güzel gülün olduğu bahçede ilerlemeye başlamış… Birden çok güzel sarı bir gül görmüş.. Tam ona doğru eğilirken biraz ilerde kocaman pempe bir gül gözüne çarpmış… Tam ona uzanırken daha ilerde muhteşem güzellikte kırmızı bir gül goncası görmüş…

Derken bir de bakmış ki bahçenin sonuna gelmiş ve mecburen oradaki bir gülü koparıp kıza götürmüş… Bahçenin en güzel gülünü getirmesini beklerken kız bir de ne görsün yaprakları solmuş cılız bir gül..

Bunun üzerine adama dönen kız şöyle demiş : “Bak gördün mü? Her zaman daha iyisini bulmak isterken ömür geçer ve sen en kötüsüne razı olmak zorunda kalırsın.. Bu yüzden gençlik elden gitmeden elindekiyle yetinebilmeyi öğrenmek gerekir..”

Sevgi - Başarı - Zenginlik

Jan 14, 2008 Author: admin | Filed under: Sevgi

Bir kadın, evinden dışarı çıkar ve uzun beyaz sakallı 3 tane yaşlı adamın evinin önünde oturduklarını görür. Onları tanımaz.

- “Ben sizi tanımıyorum ama aç olmalısınız” der.

- “Lütfen içeriye gelin ve birşeyler yiyin.”

- “Evin erkeği içerde mi?” diye sorarlar adamlar.

- “Hayır” der kadın. “O dışarıda.”

- “Öyleyse içeri gelemeyiz” diye cevap verirler.

Akşam olup kadının kocası eve geldiğinde, kadın başından geçenleri kocasına anlatır.

- “Git onlara söyle ben evdeyim içeri gelebilirler” der.

Kadın dışarı çıkar ve onları içeri davet eder.

- “Hepimiz aynı anda içeri girmeyiz.” der yaşlı adamlar.

Kadın öğrenmek ister;

- “Niye giremezsiniz?”

Yaşlı adamlardan bir tanesi açıklar:

- “Onun adı ZENGİN” der bir arkadaşını gösterir, ve bir diğerini işaret eder ” O BAŞARI, ben ise SEVGİ.” Sonra ekler;

- “Şimdi, içeri gir ve kocanla konuş hangimizi evinizde istersiniz”

Kadın içeri girip söylenenleri kocasına anlatır. Adam duyunca neşelenir.

- “Ne güzel!!” der, “Madem öyle, Zengini içeri çağıralım ve evimizi zenginlikle doldursun.”

Karısı itiraz eder; - “Canım, niçin Başarıyı çağırmıyoruz?”

Bu sırada konuştuklarını evin diğer köşesinde bulunan gelinleri duyar. Zıplayarak gelir ve kendi fikrini söyler:

- “Sevgiyi çağırsak daha iyi olmaz mı? Evimiz sevgiyle dolar!”

- “Gelinimizin önerisini dikkate alalım” der adam karısına.

- “Dışarı çık ve Sevgiyi bizim misafirimiz olması için davet et.”

Kadın dışarı çıkar ve 3 yaşlı adama sorar;

- “Hanginiz Sevgi? Lütfen içeri gel ve misafirimiz ol”

Sevgi ayağa kalkar ve eve doğru yürümeye başlar. Diğer iki yaşlı adamda onu takip ederler. Kadın şaşırmış bir şekilde Zengin ve Başarıya sorar;

- “Ben sadece Sevgiyi davet ettim, siz niye geliyorsunuz?”

Zengin ve Başarı bir ağızdan cevap verirler;

- “Eğer Zenginliği yada Başarıyı davet etmiş olsaydın diğer ikisi dışarıda kalırdı, ama sen Sevgiyi davet ettin, O nereye giderse bizde oraya gideriz. Nerede Sevgi var ise, orada Başarı ve Zenginlik de vardır…!!

Üç Sarı Gül

Jan 14, 2008 Author: admin | Filed under: Sevgi

Süper markete alışveriş için girmemiştim aslında.. 37 yıllık kocamı kaybedeli bir hafta olmuştu ve bu dükkanda onunla ne tatlı anılarımız vardı.. Ben alışveriş yaparken ortadan kaybolurdu. Nereye gittiğini bilirdim.. Elinde üç tane sarı gülle dönerdi hep.. Rudy sarı gülleri çok sevdiğimi bilirdi. İçim hem sevgi hem hüzünle doluydu.. Birkaç şey alıp sepete attım.. Tek kişi için alışveriş, iki kişiye alırkenden daha çok düşündürüyor insanı, nedense.. Et reyonun önünde bifteklere bakıp, Rudy’nin bunlara nasıl bayıldığını hatırlarken bir genç kadın geldi yanıma.. İnce uzun, güzel bir sarışındı.. Bir kocaman pirzola paketi aldı, sepetine attı.. Sonra durdu, düşündü, pirzolaları sepetten çıkarıp, tekrar rafa koydu.. Ona tebessüm ederek baktığımı fark etti aynı anda…

- “Kocam pirzolayı çok sever, ama bu fiyatla da alamam ki.. Bilemiyorum..”

Dokunsalar ağlayacağım.. Mavi gözlerinin taa içine baktım.

- “Kocam sekiz gün önce öldü” dedim, sesimin titremesini kontrole çalışarak…

- “Alın bu pirzolaları ve birlikte olduğunuz her anın hazzını yaşayın..”

Başıyla evetledi.. Pirzolaları tekrar sepetine koydu ve yürüdü.. Ben de süt, peynir reyonuna doğru gittim. Şimdi artık hangi büyüklükte süt almalıyım, diye düşünürken, bana doğru gelen yeşil elbiseye dikkat ettim. Oydu.. Sarışın kadın.. Yüzünde o güne dek rastlamadığım kadar güzel ve anlamlı bir tebessüm vardı.. Göz göze geldik..

- “Bunları size aldım” dedi..

- “Kasaya vardığınızda, parasının ödendiğini göreceklerdir..”

Uzandı, yanaklarımdan öptü ve.. Ve sepetime, uzun saplı üç sarı gül bıraktı.. Ona ne yaptığını, bu güllerin benim için ne mana ifade ettiğini söylemek istedim, ama mümkün mü?.. Hıçkırıklara boğulur ve gözyaşlarım görmemi hızla engellerken, uzaklaştığını hayal meyal seçtim.. Sepetimdeki sarı güllere baktım.. Hem de üç taneydiler.. Nerden biliyordu?.. Birden anladım.. Bilmiyordu ki.. Dükkanda yalnız değildim.. Gözlerimde yaşlarla yukarı doğru baktım…

- “Rudy..” dedim..

- “Rudy, beni unutmadın, beni hala bırakmadın değil mi?..”

Rudy, gene benimle gelmişti alışverişe.. Bu sarışın kadın onun perisiydi…

- “Ağlamak güzeldir.. Süzülürken yaşlar gözünden, Sakın utanma..”

En iyi ağlamayı en çok sevenler bilir!..

Dijital Sevgi

Jan 14, 2008 Author: admin | Filed under: Sevgi

Artık içimdeki sıkıştırılmış duyguları unzip etmenin zamanı geldi.Seni ram’inin alamayacağı kadar çok seviyorum. Sana karşı bütün protectlerim disable durumda.Seni ilk gördüğüm anda formatlandım.Bütün cache’lerim durdu, shadow ramlarla ayakta duruyorum.

Bana öyle bir sistem transfer ettin ki, hiç bir komut artık beni senden ayıramaz. Senden başka her şey benim için bad command or file name. Seninle çoklu ortamlar da dahil, her ortamda mutlu olabileceğimi biliyorum.

Senin megahertzin beni de ateşliyor. Bakışların beni taa derinden scan ediyor. Sana çok güveniyorum, bu mektubumu başkasına forward etmeyeceğini de çok iyi biliyorum. Ben, seninle evlenmek istiyorum.

Seninle mutlu bir ağ yapılandırması oluşturmak istiyorum. TCP/IP , NET BEUI, IPX/SPX her türlü protokolde uyuşuyoruz seninle, istediğin zaman ağ yapılandırmamıza Microsoft ağları için istemci ekleyebiliriz.

Biliyorum sen benden oldukça gençsin ama tanıdığım iyi bir donanımcı var, kendimi senin için upgrade ettirebilirim. Evleninceye kadar da söz; sana hiç bir şey insert etmeyeceğim.

Evlenmeden önce DR NORTON’dan randevu aldım, ikimiz de usulen bir virüs taramasından geçeceğiz. Merak etme hiç bilmediğim lisanssız software’lerle ilişkim olmadı. Senin için hardware’i tas gibi diyorlar, ancak biliyorsun ki benim için software güzelliği hardware güzelliğinden önde gelir.

Seninle biz çok dvd’ler seyredeceğiz. Sana evlilik yıldönümünde 24 hızlı rewritable dvd alacağım. Pembe slotlu kasamız, içinde nur topu gibi hard disklerimiz olacak. Tatillerimizde ikimiz de birer Windows gezgini olacağız. Daha sonra da ver elini Internet.

Sana güzel görünmek için öyle çok çalışacağım ki, üç hafta sonra karşına yirmi bir inch plazma ekran gibi çıkacağım. Ondan sonra istersen beni duvarına bile asabilirsin. Akşamları dizlerinin üzerinde bir lap top gibi yatacağım. Asla uyku moduna geçmeyeceğim.

Biz seninle ışıkları kapatıp kucaklarımızda klavye sabahlara kadar chat edeceğiz. Ancak ilk yıllarda senden biraz tasarruflu olmanı isteyeceğim, onun için screen saver, standbye modu vs. anlarsın ya açık dikkatli olmanı isteyeceğim.

Salonumuzun baş köşesine babamın eski 8 MHz 10 megabaytlik 8088 bilgisayarını koyacağım, malum şark köşeleri bana hep çok sıcak gelmiştir, yanına da 5,25 lik disketler. O biçim nostalji olacak.

Hatta yılbaşı aksamları tetris falan oynayabiliriz. Kendimizi hep geliştireceğiz, zaman hangi ram’i gerektiriyorsa uygulayacağız. Birbirimizden fikir download’unu bir gurur meselesi yapmayacağız. Aramızda ayrı gayri olmayacak, bu ağın server’i benim demeyeceğiz hiçbir zaman. Herkes birbirinin sörfüne saygı duyacak. hadi gel, önümüzde paylaşıma açılmış bir hayat var.

Seni istemek için Server ini gönderen o herifin sitesini crack ettim, sonra da tüm e-maillerini hack edeceğim. Ben geleneklere sadık kalmak istiyorum bir tanem…

TV kartını kız tarafı alırmış. Seni, çeyiz sandığındaki emek emek doldurduğun cd-rom’larla bekliyorum. Ben de sana amazon.com dan beş taşlı bir yüzük siparişi verdim bile. Nikahımızda da real player çalacak… Home page’indekilere de çok selam, her baytını öpüyorum, CPU’m daima seninle…

Not: CPU’umdaki bu ateşi hiç bir fan söndüremez. Eğer connection isteğime reply etmezsen partitionumu silip boot uma virüs bulaştıracağım. ŞİMDİ BU MAİLİ KAPATABİLİRİZ. are you sure (Yes/No/All)?

Sevginin Gücü

Jan 14, 2008 Author: admin | Filed under: Sevgi

Mavisi yeşiline karışmış, uzun uzun ağaçların gölgelerini cömertçe sunduğu, türlü türlü böceklerin, çiçeklerin yaşadığı, insanoğlunun pek az uğradığı ormanlardan birinde güzel bir göl vardı. Suyu berrak mı berrak, serin mi serin…

Gölün kıyısında hayat bulmuş boynu bükük papatya, yanıbaşında o eşsiz büyülü suyun içinde açmış olan, en az kendi kadar yalnız görünen nilüfer çiçeğine sevdalanmıştı. Onun görkemli görüntüsünü, saf, masum, asaletli halini hayranlıkla seyrediyordu her gün…

Nilüfer çiçeği de kayıtsız değildi sevgili papatyasına karşın. Birbirlerine sevgiyle bakıyorlar, şarkılar söylüyorlardı birlikte. Yalnızlıklarını unutuyorlardı şu koskoca orman içinde…

Rabbim, diyordu papatya içinden kimi kez. Bu güzelliğin yanında benim yerim nedir ki? O suyun içinde yaşar bense toprakta… Elimi uzatsam tutamam bile onu… Oysa öylesine istiyorum ki onun yanında olmayı…

- Ey güzel çiçeğim, ey benim nilüferim seviyorum seni… Lâkin öylesine çaresizim ki… Sana nasıl ulaşacağımı bile bilmiyorum… Evet, orada olduğunu bilmek, sesini duymak, güzelliğini görmek bile yetiyor bana ama istiyorum ki elini tutayım, güzelliğine dokunayım. Gel gör ki ben bir papatyayım, sen ise bir nilüfer… Ayrı dünyalarda yaşayan iki ayrı çiçek…

Nilüfer, karşılıksız bırakmadı papatyanın sözlerini:

- Papatyaların en tatlısı, kemandan çıkan müzik aynı ama nağmeleri çıkaran teller ayrıdır. Sen başkasın, ben başkayım, sen ordasın, ben buradayım diye yerinme. Gönül sesine kulak ver yalnız… Bir şeyi istiyorsan yürekten iste….Sevgi, aşk, ne büründüğün kıyafeti, ne makamı, ne mesafeleri ne de başka bir şeyi dinler… Onun fermanı okunmaya başladımı her şey susar. Her şey çaresiz kalır…

Sevgi söz konusu olduğunda kişi kendi dışındaki güçlerin insafına kalmaz. Çünkü; kendisi de güçlü bir varlık haline gelir. Ruhunun derinliklerinden gelen bu ezgi güçlenmeye başladıkça kayıtsız kalamaz buna tüm evren… Sen ki benim güzelliğime, aşkınla güzellik katmakta, yalnızlığımı örtbas etmektesin. Benim ve kendinin varolduğumu ispatlamaktasın dünyaya…

Şimdi kapat gözlerini sımsıkı… Sıyrıl tüm düşüncelerinden… Yalnızca ama yalnızca beni düşle… Yanımda olduğunu, gölün sularında elimi tuttuğunu hayal et… İste beni… Göreceksin ki sevginin aşamayacağı engel yoktur!..

Papatya, nilüferin dediğini yaptı. Yalnızca ama yalnızca onun hayalini doldurdu tüm benliğine… Kendini güzeller güzeli çiçeğinin yanında farzetti. İstedi… İstedi…

- Aç gözlerini!, dedi nilüfer. Paptya şaşkınlık içindeydi gözlerini açtığında… Sevgili çiçeğinin yanında, gölün suları içinde bir nilüfer çiçeğiydi artık o da…

Sevmek…
İstemek…
Hayal etmek…
İnanmak…
Olmayacak şey yoktur!
Eğer ki; bu duygulara sahipseniz…

Sevginin Işığı

Jan 14, 2008 Author: admin | Filed under: Sevgi

Otobüs yolcuları elinde beyaz bir baston taşıyan genç ve güzel kadının otobüse binişini içten gelen bir sempati ile izlediler… Basamakları geçti. Boş olduğu söylenen koltuğu el yordamı ile buldu. Oturdu… Çantasını kucağına aldı. Bastonu koltuğa yasladı. 34 yaşındaki Susan, bir yıldır görmüyordu. Bir yanlış teşhis sonucu görmez olmuş, birden karanlık bir dünyanın içine düşmüştü.

Öfke.. Kızgınlık.. Kendine acıma..

Hayatta tek dayanağı artık kocası Mark idi.. Mark hava kuvvetlerinde subaydı. Susan’ı bütün kalbi ile seviyordu. Susan gözlerini kaybedince, Mark karısının içine düştüğü umutsuzluğu hemen fark etmişti. Ona yeniden güç kazanması, kaybettiği kendine güvene yeniden sahip olması için yardım etmeliydi. Susan gene kendi kendine yeterli olduğuna inanmalı, kimseye bağımlı olmadan yaşayabilmeliydi.

Sonunda Susan’ı işine dönmeye ikna etti. Peki ama evden işe nasıl gidecekti?… Genelde otobüsle giderdi. Ama şimdi koca kenti bir uçtan ötekine tek başına geçmekten korkuyordu. Mark her sabah onu arabası ile işe bırakmayı önerdi. Kendi işi tam aksi yönde olduğu halde..

İlk günler Susan kendini rahat hissetti. Mark da, “Görmüyorum, artık hiçbir işe yaramam” diyen karısını çalışmaya başlattığı için mutluydu. Ama bir süre sonra Mark işlerin iyi gitmediğini farkketti. Başkasına bağımlı yaşamanın Susan’ı mutlu etmesi mümkün değildi. İşe eskiden olduğu gibi kendi başına otobüsle gitmeliydi. Ama Susan hala o kadar hassas, o kadar kırılgan, o kadar öfkeliydi ki.. Ne yapabilirdi?..

“Otobüs” lafı ağzından çıkar çıkmaz, Susan öfkeyle haykırdı.. “Nasıl yaparım?.. Görmüyor musun ben körüm!.. Nerde olduğumu nerden bilirim, nereye gittiğimi nasıl anlarım.. Galiba sana ağır gelmeye başladım, beni başından atmaya çalışıyorsun..”

Duydukları Mark’ın kalbini fena halde kırdı. Ama ne yapacağını biliyordu..

“Her sabah ve akşam otobüsünü arabamla takip edeceğim. Sen bu yolculuğu tek başına yapmaya hazır olana dek sürecek bu..”

Tam iki hafta Mark, Susan’ın otobüsünün arkasından gitti.. İki hafta boyu karısına görme dışındaki duyularını nasıl kullanacağını anlattı. Özellikle duymanın pek çok sorunu çözeceğini izah etti. Kulakları ona nerede olduğunu söyleyebilirdi. Yeni yaşam tarzına alışmasına yardımcı olabilirdi. Otobüs şoförü ile ahbap olursa, her şey kolaylaşır, şoför her gün ona önde bir yer bile ayırırdı. Nihayet Susan, yolculuğu tek başına yapmaya hazır olduğunu hissetti. Pazartesi sabahı geldi.. Ayrılırken, otobüsünün geçici eskortu kocasına, hayattaki en büyük dostuna sarıldı.. Gözleri yaşla doluydu Susan’ın.. Kocasına öyle teşekkürle doluydu ki.. Onun sabrı, sadakati, desteği ve sevgisiyle umutsuzluk uçurumundan nasıl çıkmış, nasıl yeniden hayata dönmüştü..

“Allahaısmarladık” dedi kocasına ve uzun zamandan beri ilk defa ters yönlerde yola çıktılar. Pazartesi.. Salı.. Çarşamba.. Her gün mükemmel geçti Susan için.. Kendini hiç bu kadar iyi hissetmemişti. Yapıyordu.. Başarıyordu.. Tek başına başarıyordu.. Kendi kendine gidip gelebiliyordu işte.. Cuma sabahı, Susan her günkü gibi otobüse bindi.. Ofisinin karşısındaki durakta inerken bilet parasını uzattı şoföre..

- “Sizi kıskanıyorum bayan” dedi, şoför..

Susan şoförün başkasına hitap ettiğini düşündü.. Bir körün gıpta edilecek nesi olabilirdi ki?..

- “Neyimi kıskanıyorsunuz benim” diye sordu şoföre..

- “Sizin kadar sevilmek, sizin kadar şefkat ve sevgiyle korunmak çok hoş bir duygu olmalı bayan” dedi şoför..

- “Nasıl yani” dedi, Susan..

- “Bir haftadır, her sabah yakışıklı bir subay köşede duruyor ve siz otobüsten inene kadar izliyor. Yolu kazasız geçmenize bakıyor, ofisinize girene kadar oradan ayrılmıyor. Sonra size bir öpücük yolluyor, elini sallıyor ve yürüyüp gidiyor. Siz çok talihli bir kadınsınız bayan..”

Mutluluk göz yaşları Susan’ın yanaklarından akmaya başladı. Ve birden hatırladı.. Mark’ı hiç görmüyordu ama, bir haftadır yanında olduğunu hem de öyle kuvvetli hissediyordu ki.. Talihli, gerçekten çok talihli idi. Öyle bir armağan vermişti ki ona hayat, görmekten daha değerliydi.. Bu armağanın varlığına inanması için görmesi gerekmiyordu. Sevginin aydınlatmayacağı hiçbir karanlık yoktu çünkü…


Arsiv


Meta


İstatistik

    • 4 kişi online
    • 53 maximum ziyaretçi
    • 98248 toplam ziyaretçi

Tavsiyeler


En Hit Hikayeler


    Fatal error: Cannot use string offset as an array in /home/mobil/domains/mobilhikaye.com/public_html/wp-content/plugins/sayfa_sayac/sayfa_sayac.php on line 592