Hikaye, Hikayeler Gülerken Öğrenmeye Hazırmısınız ?

Archive for the ‘Masal’ Category


Doğa Gezintisi

Jan 14, 2008 Author: admin | Filed under: Masal

Bu bir dağ. Yüksekliği üç bin metreden fazla. Zirvesinde hep kar var. Dağcılar zirveye tırmanmayı çok severler.

Bu bir ova. Yemyeşil, geniş ve verimli bir düzlük. Üzerinde pamuk, tütün, buğday gibi ürünler yetişir.

Bu bir yayla. Yayla dağların arasında geniş bir düzlüktür. Bu yaylalarda hayvan yetiştirilir.

Bu bir nehir. Nehirlerin üstüne büyük barajlar yapılır. Afrika’daki nehirlerde timsahlar yaşar.

Bu bir göl. Her yanı topraklarla çevrili. Bazı göllerin suları tuzlu, bazılarının acıdır. Göl kenarında bir evde oturmak çok güzel.

Bu bir deniz. Çok büyük, derin ve tuzlu sudur. Denizlerde balıklar yaşar. Denizlerde başka deniz canlıları da vardır. Deniz bitkileri de çok çeşitlidir.

Denizlerde vapurlar, kayıklar, motorlar, gemiler, tankerler yüzer. Bunlar insan ve yük taşırlar.

Yazın denize yüzmeye gideriz.

Bu bir ada. Her yanı denizle çevrili. Ada gezintisi yapmak çok eğlenceli.

Bu bir körfez. Karanın içine sokulmuş dar ve uzun deniz parçası. Denizin üç tarafı karayla çevrili.

Bu bir burun. Karanın denize uzanmış kısmı.

Bu bir liman. Deniz taşıtlarının barındıkları yerdir. Burada yük ve yolcu alıp indirilir. Limanlarda gemilerin kolay yanaşabilmesi için iskeleler yapılmıştır.

İbiş İle Maviş Ormanda

Jan 14, 2008 Author: admin | Filed under: Masal

İbiş ile Maviş sık sık ormana giderlerdi. Çünkü orman çok eğlenceli olurdu. Bütün hayvanlar İbiş ile Maviş’in dostuydu. Tavşanlar, geyikler , kuşlar onları çok sever, dört gözle beklerlerdi.

O gün de İbiş ile Maviş’i görünce çok sevindiler. Hep birlikte halka olup dans ettiler. Sonra oyun oynadılar. Sıra şarkıya gelmişti ki bir gürültüdür koptu.

Geyik koşup tepenin ardına baktı. İbiş ile Maviş’e işaret ederek gelmelerini istedi.

İbiş ile Maviş merakla baktılar. Bir de ne görsünler? Bir sürü atlı adam ormana doğru geliyordu. Hepsinin elinde tüfek vardı. İbiş ile Maviş durumu hemen anladı. Bu adamlar avcıydı.

Zavallı hayvanlar avcıları görünce çok korktular. Bir o yana bir bu yana kaçmaya başladılar. Ama tavşancığın biri kaçarken yaralandı. İbiş ile Maviş çok üzüldüler. Bir şeyler yapmaları gerekiyordu.

İbiş “Buldum! Gidip orman bekçisine haber verelim” dedi. Orman bekçisi şişman, bıyıklı, sevimli bir adamdı. Avcıların geldiğini duyunca çok kızdı. “İyi ki haber verdiniz çocuklar! Çünkü bu ormanda avlanmak yasaktır. Haydi gidelim” dedi.

İbiş ile Maviş, bir de bekçi jipe atlayıp yola çıktılar. Ormana girdiklerinde avcılar hâlâ ateş ediyorlardı. Bekçi düdüğünü öttürünce hepsi ateşi kesti.

Suçüstü yakalanmışlardı. Bekçi onları götürürken bütün hayvanlar birer birer ortaya çıktı. İbiş ile Maviş’in çevresini sardılar.

Nihayet şarkılarını söyleyebildiler:

Biz ormanı çok severiz.

Dostuz hepimiz. Geçiniriz.

Zıplar, oynar , dans ederiz.

Düşmanları yeneriz.

Lay, lay, lay..

İbiş İle Maviş Meyva Bahçesinde

Jan 14, 2008 Author: admin | Filed under: Masal

İbiş ile Maviş o gün meyva bahçesini geziyorlardı. İkisi de çok heyecanlıydı. Çünkü bu kadar güzel bir manzara hiç görmemişlerdi. Her yer rengarenk meyva ağaçları ile doluydu. Kırmızı elmalar, yeşil armutlar, kocaman erikler vardı.

Köylü kadınlar, küçük çocuklar merdivenle ağaçlara çıkmış, olgun meyvaları topluyor sonra da sepete diziyorlardı.

Bahçıvan İbiş ile Maviş’e de bir sepet verip “Haydi bakalım. Siz de bağdan üzüm toplayın” dedi. İbiş ile Maviş çok sevindiler. Doğru bağa gidip üzüm topladılar.

İbiş “Biraz da elma toplayalım”;

Maviş “Bu iş çok eğlenceli. Yarın yine gelelim” dedi.

Akşama doğru İbiş ile Maviş çok acıktı.

Dayanamayıp sepetteki meyvalardan yediler. Mideleri çok şişmiş olacak ki ikisi de geceleyin müthiş bir sancıyla uyandılar. Karınları çok ağrıyordu. Bahçıvan onların seslerine koşup gelince bir de ne görsün!? İbiş ile Maviş’in renkleri sapsarı olmuş! İkisi de yerde kıvranıyor!

“Yoksa yıkamadan meyva mı yediniz?” diye sordu.

İbiş ile Maviş utanarak başlarını salladılar.

- Evet, karnımız çok acıkmıştı da.

Bahçıvan güldü. “Çocuklar; yemeniz bir şey değil, ama bu meyvaların hepsi ilaçlı. Bu ilaç meyvaları kurttan ve diğer hastalıklardan koruyor. Sakın bir daha yıkamadan yemeyin!” dedi.

İbiş ile Maviş o günden sonra yıkamadan hiçbir meyva yemediler.

Obur Çocuk

Jan 14, 2008 Author: admin | Filed under: Masal

Obur çocuk çok yemek yerdi. Ama hiç doymazdı. Onu ne zaman görseniz, ağzı tıka basa dolu olurdu. Annesi obur çocuğa yemek yetiştiremiyordu. Üstelik obur çocuk kardeşinin mamalarını da yemeğe başlamıştı. Gece bile uykudan uyanıyor ve doğru mutfağa gidiyordu. Ondan sonrasını siz düşünün. Obur çocuk ne var ne yok hepsini midesine indiriyordu.

Annesiyle babası “Artık ona bir ders vermenin zamanı geldi” diye düşündüler.

Bir akşam obur çocuk televizyonun karşısına oturmuş, film seyrediyordu. Tabii ağzı her zamanki gibi diyecekle doluydu.

Babası elinde bazı gazete ve resimlerle geldi ve obur çocuğa seslendi:

- Yanıma gel oğlum. Sana göstereceğim şeyler var.

Obur çocuk bir yandan “Geliyorum babacığım” diyor, bir yandan da ağzına avuç avuç yemiş atıyordu.

Babası ona gazeteleri ve resimleri gösterdi. Bu resimlerde birçok çocuk vardı. Hepsi de çok zayıf ve halsiz görünüyordu.

Obur çocuk”Bunlar ne kadar zayıf çocuklar! Hiç yemek yemiyorlar mı?” diye sordu.

Babası yanıtladı:

- Hayır. Çünkü onlar yemek bulamıyorlar ve açlık çekiyorlar. Bir dilim ekmeğe bile muhtaç bu zavallılar.

Bunun üzerine obur çocuk ağzındakileri zorla yuttu. Midesi patlayacakmış gibi şişmişti.

Bir resimdeki çocukların midelerine bir de kendi midesine baktı. Ne kadar şişman olduğunu gördü. Oburluğundan çok utandı. Bir daha da kararından fazlasını ve kimsenin hakkını yemedi.

İbiş İle Maviş Şehirde

Jan 14, 2008 Author: admin | Filed under: Masal

İbiş ile Maviş şehri gezmeye çıktılar. O gün hava çok güzeldi. Her yer mis gibi çiçek kokuyordu. Kuşlar, kelebekler hayatlarından çok memnundu. Dere boyu yürüdüler. Balıklar, kurbağalar berrak suda yüzüyorlar, sanki dans ediyorlardı.

İbiş ile Maviş el ele tutuştular. Bir ara durup papatya topladılar.

İbiş Maviş’e “Doğa ne kadar güzel , Maviş!” dedi.

Maviş İbiş’e “Evet. Doğa hem güzel hem de canlı. Onu yaşatmak, korumak bizim elimizde İbiş” diye yanıt verdi.

Uzun zaman bu güzellikler arasında dolaştılar.

Şehire iyice yaklaşmışlardı. İleride, yükselen büyük fabrika bacalarını gördüler. Bu bacalardan siyah dumanlar çıkıyordu.

vBiraz önce mis gibi çiçek kokan hava şimdi duman kokuyordu. İbiş ile Maviş hemen öksürmeye başladılar.

Deniz kenarına geldiklerinde İbiş gözlerine inanamadı. Deniz kıyısına çöpler yığılmıştı! Bu çöpler çok kötü kokuyordu.

Maviş burnunu tıkadı ve “Öff ! Çabuk buradan gidelim İbiş” dedi.

Şehir meydanına geldiler. Burada birçok satıcı vardı. Temiz giyimli bir çocuk mısır yiyordu. Çocuk mısır bittikten sonra koçanı yere attı. İbiş ile Maviş hemen onun yanına gidip ikaz ettiler. Az ötede duran çöp sepetini gösterdiler. Çocuk “Bana ne!” der gibi omuzlarını kaldırdı.

İbiş ile Maviş bu duruma çok üzüldüler.

Köprünün üzerinde yaşlı bir adam balık tutuyordu. İbiş ile Maviş adama yaklaştılar. Adam oltasını çekerken hepsi heyecanla beklediler. Ne yazık ki olta boş çıktı. Yaşlı adam başını iki yana salladı. “Burada balık yaşamıyor artık! Fabrikaların atıkları bu suları zehirliyor” dedi.

İbiş ile Maviş’in gözlerinden bir damla yaş süzüldü.

Sabah derede dans ederek yüzen balıkları düşündüler.

Küçük Yalancı

Jan 14, 2008 Author: admin | Filed under: Masal

Durmadan yalan söyleyen bir çocuk vardı. Bu yüzden onu hiç kimse sevmezdi. Ondan söz edilecek olsa “Şu yalancı çocuk mu? Hani hep yalan söyleyen?” derlerdi.

Böyle yalancı tanınmak çok kötü şey. Çünkü arada bir doğru söyleyecek olsanız bile kimse size inanmaz. İşte bizim küçük yalancının başına da böyle bir felaket geldi.

Bir gün annesi küçük yalancıyı evde bırakıp çarşıya gitti. Giderken de sıkı sıkı tembih etti:

- Aman yavrum, sakın yaramazlık yapma! Ben dönünceye kadar uslu uslu otur, dedi.

Küçük yalancı uslu oturacağına söz verdi. Verdi ama hiç onun sözüne güvenilir mi?

Annesi kapıyı kapar kapamaz küçük yalancı kibritle oynamaya başladı. Kibriti yakıyor sonra üflüyor ve çok eğleniyordu. İşte ne olduysa o anda oldu ve perde tutuştu. Alev alev yanmaya başladı.

Küçük yalancı çok korktu. Hemen sokağa çıkıp “Koşun! Evimiz yanıyor! Yangın çıktı!” diye bağırmaya başladı.

Bağırdı çağırdı ama kimse ona inanmadı.

Komşular “Yine yalan söylüyorsun. Yalan söylemeye utanmıyor musun? Hadi oradan! Yalancı çocuk!”gibi sözler ettiler.

Yalancı çocuk “Bu kez doğru söylüyorum. Evimiz gerçekten yanıyor!” dediyse de boşuna uğraştı.

Bereket versin , annesi çarşıdan çabuk döndü de itfaiyeye haber verdi. Yangın hemen söndürüldü.

Bu olay küçük yalancıya iyi bir ders oldu. O günden beri hiç yalan söylemedi.


Arsiv


Meta


İstatistik

    • 4 kişi online
    • 53 maximum ziyaretçi
    • 121367 toplam ziyaretçi

Tavsiyeler


En Hit Hikayeler

Bugün En Çok Okunanlar