Hikaye, Hikayeler Gülerken Öğrenmeye Hazırmısınız ?
Hastahanelerden kesinlikle bir kez daha nefret ettiğimi bugün anlamış bulunuyorum , biliyorum biraz sert bir giriş yazısı oldu.Sanıyorum en gıcık olduğum şey, kendini doktor sanan ama olamayan köşe başı memurların hastalara işkence eder gibi konuşmaları ve daha sonra da mevkii görünce fare gibi kapana sıkışmaları..
Elimdeki çekirdekten kurtulabilirsem şu yazıyı kısmet olursa yazacağım..Zaten herşey pisboğaz olmamla başlamadı mı?
Teyzem yıllardır söylenir dururdu, ağzın durmuyo ama kilo almazsın , senin yediğini ben yesem duba gibi olurum, sevgili arkadaşım Esin boş yere adımı pisboğaz koymadı mı? Ben de bir pisboğaz olarak havalar daha ısınmadan sevgilimin uyarılarına rağmen dondurmaları, bir de peşpeşe yedikten sonra olanlar oldu.
Önce sağlam bir grip oldum, sonra işe gidemedim daha sonra doktora gidip muayeneye gidiyim dedim.Bir gün içerisinde toplam 4 doktora gözükmek durumunda kaldım. Ağzımda çıkan aftlardan dolayı bir doktorumuz beni Behçet hastası yaptı, tabi ben tırstım. Göz doktoruna mecburen gözüktüğümde, Behçet Mehçet yok astigmat var sen de diye kahkahayı bastı, diş doktoru aftların vitaminsizlikten!, diyetten olacağını! ve ömründe gördüğü en güzel dişlere sahip olduğumu ve 20lik dişimin çoktan çıktığını, dolayısıyla ağzımdaki şişliğin başka nedenden olacağını söyledi ve kendimi kulak burun boğaz doktorunun yanında aldım. Ve beni fellik fellik hastanelerce gezdiren rahatsızlığımın, lenflerimdeki bezeden kaynaklandığını yani kısa kesmem gerekirse pisboğazlılığım sonucu olduğunu öğrenmiş bulunuyorum.
Bu hikayeden çıkarılacak sonuç,doktorlarımız işini iyi yapıyorlar,pisboğazımın sonucu şu aralar iğne yemekteyim , birazdan çekirdeğime devam edicem belki meyve de yerim, hastanelik olmamak için bizler (tamam tamam ben), kendimize dikkat etmeli, pisboğaz olmamalı, en önemlisi hastanede çalışan o ukala ve insanı ezmeye çalışan memurlara(özellikle ukala olanlar kastedilmiştir.) hadlerini bildirmeliyiz.
Ayakları çok fena kokardı. Bir gün bir arkadaşına, birlikte tiyatroya gitmelerini teklif etti.
- Hay hay, dedi arkadaşı. Ama eve git, ayaklarını yıka ve temiz bir çorap giy. Söz mü?
- Söz…
Tiyatroya gittiler. Yerlerine oturdular. Aradan beş on dakika geçmeden etrafındakiler mendillerini burunlarına götürmeye başladı.
- Hani söz vermiştin, dedi arkadaşı.
- Vallahi değiştirdim, dedi ve ekledi:
İnanmazsan diye kirlileri de cebime koydum. İşte burada!…
Hoca, bir gün kırlardan topladığı çalı çırpıyı eşeğine yükleyip evine götürürken:
- “Acaba, yaş çırpı da kurusu gibi yanar mı?” diye düşünür ve şeytana uyarak çalı çırpıyı yakar.
Aralarında kuruları da bulunan çalı çırpı hemen alev alır. Eşekte bir korku, bir telaş, huzursuzluktur başlar. Anıra anıra, çifte ata ata dört nala koşmaya başlar.
Hoca da arkasından olanca gücüyle bağırır:
- “Aklın varsa göle koş!”
Adam maça gitmiş. Aldığı bilet tribünün en uzak köşesinde. Yerine oturmuş birinci devreyi güç bela seyretmiş.
O arada ön tarafta tam ortada bir koltuğun boş olduğunu fark etmiş. Devre arasında sıralar arasından geçip o boş yere ulaşmış. Yan koltuktaki adama sormuş:
- “Burası boş mu?”
- “Boş, demiş adam…”
- “Nasıl oluyor bu tıklım tıklım dolu stadda boş yer kalmış…”
- “Orası benim eşimin, demiş adam, aylar önce bu maç için almıştık. Ama eşim vefat etti…”
- “Çok üzüldüm, demiş bizimki, ama dost ve akrabalarınızdan birine neden vermediniz bileti?”
- “Onların hepsi şu anda cenazede, demiş adam…
Her geçen gün araba sanayiinde Japonlara yenik düşen Amerikalılar bir gün araba teknolojilerini incelemek üzere Japonya’ya giderler. Fabrikayı gezerken bir köşede kutular içinde kediler görürler. Merak edip bu kedilerin ne işe yaradığını sorarlar. Japonlar cevap verir:
- “Biz bu kedileri izolasyon testinde kullanıyoruz. Akşam giderken her bir arabaya bir kedi koyuyoruz. Sabah geldiğimizde ise arabada kedi ölüyse problem yok, eğer kedi yaşıyorsa arabanın problemli olduğunu anlıyoruz. Demek ki arabaya hava giriyor” diyorlar.
Amerikalılar çok şaşırıyor. Geziyi tamamlayıp ülkelerine dönerken, “Bir de Türkiye ‘ye uğrayalım” diyorlar. Türkiye’de bir araba fabrikasını geziyorlar. Yine bir köşede kutular içinde kedileri görüyorlar. Şaşırıyorlar. Dayanamayıp bu kedilerin ne işe yaradığını soruyorlar.
Yetkili cevap veriyor:
- “Biz bu kedileri izolasyon testinde kullanıyoruz. Akşam giderken her bir arabaya bir kedi koyuyoruz. Sabah geldiğimizde eğer kedi arabada ise problem yok, ama kedi arabadan kaçmışsa, arabanın izolasyon problemli olduğunu anlıyoruz…”
Dünyanın en komik kazası: Bir duvarcı ustasının şantiyede yazdığı mektup:
Sayın şantiye şefim;
İş kazası tutanağına planlama hatası diye yazmıştım. Bunu yeterli görmeyerek ayrıntılı anlatmamı istemişsiniz. Şu anda hastanede yatmama neden olan olaylar aynen aşağıda anlattığım gibi olmuştur:
Bildiğiniz gibi ben bir duvar ustasıyım. İnşaatın altıncı katındaki işimi bitirdiğim zaman biraz tuğla artmıştı. Yaklaşık 250 kg kadar olduğunu tahmin ettiğim bu tuğlaları aşağıya indirmek gerekiyordu.
Aşağıya indim, bir varil buldum, ona sağlam bir ip bağladım ve ardından altıncı kata çıktım. İpi bir çıkrıktan geçirip ucunu aşağıya saldım. Tekrar aşağıya indim ve ipi çekerek varili altıncı kata çıkardım. İpin ucunu sağlam bir yere bağlayıp tekrar yukarı çıktım. Bütün tuğlaları varile doldurdum. Aşağı indim, bağladığım ipin ucunu çözdüm. İpi çözmemle birlikte birden kendimi havalarda buldum. Nasıl bulmayayım? Ben yaklaşık 70 kiloyum. 250 kilogram varil süratle aşağıya düşerken beni yukarı çekti.
Heyecan ve şaşkınlıktan ipi bırakmayı akıl edemedim. Ben yukarı çıkarken yolun yarısında, aşağı inmekte olan tuğla dolu varille çarpıştık. Sağ iki kaburgamın bu sırada kırıldığını sanıyorum. Tam yukarı çıkınca, iki parmağım iple beraber çıkrığa sıkıştı; Parmaklarım da bu sırada kırıldı. Bu esnada yere çarpan varilin dibi çıktı ve tuğlalar etrafa saçıldı.
Varil hafifleyince, bu sefer ben aşağı inmeye varil ise yukarı çıkmaya başladı ve yolun yarısında yine varille çarpıştık!.. Sol bacağımın kaval kemiği de bu sırada kırıldı.
Yere inince can havli ile ipi bırakmayı akıl ettim. Bu sefer de başımı yukarı kaldırdığımda boş varilin süratle üzerime geldiğini gördüm!…
Kafatasımın da böyle çatladığını sanıyorum. gözümü hastanede açtım…