Hikaye, Hikayeler Gülerken Öğrenmeye Hazırmısınız ?
Yoksulun biri bir bakkaldan sadaka istedi. Bakkal kovalayıp küfretmeye kalkınca o da ayakkabısını çıkarıp bakkalın başına indirdi. Bakkal doğru kadıya gidip şikayette bulundu. Kadı yoksulu çağırtıp:
- “Niye vurdun bakkala?” diye sordu.
- Bana küfretti de ondan.
- Yine de kötü bir şey yapmışsın. Ama fakir olduğun için sana fazla ceza vermeyeceğim. Bakkala yarım kıran ver ve git!
Cebinden bir kıran çıkaran yoksul, parayı kadıya verirken onun başına da ayakkabısını geçirdi:
- Adalet buysa, yarım kıranı sen al, yarım kıranı da ver ona!
Sağırın biri hasta ziyaretine gidiyor, hem yürüyor hem düşünüyordu:
- Hastanın başucuna oturunca “Nasılsın?” diye sorarım. “İyiceyim” diyecektir. “Ne yiyorsun?” diye sorarım. “Falan filan ” diyecektir. “Doktorun kim?” diye sorarım. “Filanca” diyecektir.
Hastanın başına geldi; eğilip sordu:
- Nasılsın?
- Ölüyorum!
- Elhamdülillah! Neler yiyorsun?
- Zıkkım!
- Afiyet olsun! Doktorun kim peki?
- Azrail!
- Hoşgelmiş!
Adam, dostunu evine davet edip önüne bir tas süt koydu.
- Buyrun. Yoğurt, peynir, tereyağı sütten yapılır zaten.
Zavallı konuk sesini çıkarmadı. Sütü içip gitti. Bu kez o davet etti arkadaşını. Önüne bir asma dalı koydu.
- Buyrun. Pekmez, helva, şıra asmadan yapılır zaten!
Adam bir aylık yıllık iznini geçirmek için Hazar kıyısındaki motellerden birine gitmişti. Dokuzuncu gün eline bir mektup verdiler. Mektubu okuduktan sonra bir ah çekti:
- Ne yazık ki tatil bitti!
Motel müdürü şaşkınlık içinde sordu:
- Ama bir ay kalacağınızı söylemiştiniz!
- Evet . Bir ay kalacağım ama yine de tatilim bitti. Çünkü karım yarın buraya geleceğini yazıyor!
Bir gün Gazneli Mahmut sırtında diken taşıyan zayıf mı zayıf bir ihtiyar gördü. Haline acıyıp:
- ” İhtiyar ! Şu sıkıntıdan kurtulmak için iki üç altın mı istersin, bir eşek mi ? İki üç koyun mu , bir bağ mı? Dile benden.” dedi.
- Altını ver, belime sarayım. Eşeğe binip koyunları önüme katayım. Bağa gidip ömrümün sonunda duacın olayım.
Sultan bu cevabı beğendi ve ihtiyarın dileklerini yerine getirdi.
Hasan , arkadaşını yalnız yakalamış, papağının meziyetlerini anlatıyordu:
- Papağanımın ne akıllı olduğunu bir bilsen. Sağ ayağını tuttun mu İngilizce konuşur. Sol ayağına değersen Fransızca konuşmaya başlar.
Hasan’ı köşeye sıkıştırdığını sanan arkadaşı:
- “Ya iki ayağını çekersen ne yapar peki?” diye sorunca Hasan ne cevap vereceğini bilemedi. O sırada papağan imdadına yetişti:
- Yere düşerim o zaman salak!