Hikaye, Hikayeler Gülerken Öğrenmeye Hazırmısınız ?
Bedevînin devesi kaybolmuştu. Bulursa iki dirheme satacağına dair adak adadı. Bir süre sonra devesini buldu; buldu ya bu kez de iki dirheme deveyi satmaya gönlü varmıyordu. Düşündü taşındı; nihayet devenin boynuna bir kedi asıp pazara çıktı. “İki dirheme deve, beşyüz dirheme kedi! İkisi bir arada.” diye bağırıyordu.
Bunu duyan bir başka bedevî içini çekti:
- Ah şu devenin gerdanlığı olmasaydı, bayağı ucuza gelecekti!
Bir dilenci Isfahan zenginlerinden birinin evine gelip kapıyı çaldı ve bir şeyler istedi. Ev sahibi uşağına :
- Mübarek; Kamber’e söyle. Kamber de Yakut’a söylesin; dilenci için bir şeyler hazırlasın.
Dilenci:
- Allahım, Cebrail’e söyle. Cebrail Mikail’e, Mikail İsrafil’e, İsrafil de Azrail’e ev sahibinin canını almasını söylesin!
Bir arap Muaviye ile birlikte kızartma yiyor ve etleri hızla parçalayıp mideye indiriyordu. Bu manzara karşısında Muaviye dayanamadı:
- Nedir bu kuzuya düşmanlığın? Yoksa anasından boynuz mu yedin?
Arap:
- Ben de seni kuzuya karşı pek müşfik görüyorum. Anası seni emzirmiş olmasın ha?!
Dilencinin biri yanında küçük çocuğu ile kapı kapı dileniyordu. Derken mezarlığa götürülen bir cenazeyle karşılaştılar. Kadının biri tabutun arkasında hem ağlıyor hem söylüyordu:
- Ah beyciğim ah! Seni öyle bir yere götürüyorlar ki ne aş var ne eşya.
Çocuk bu sözü duyunca babasına döndü:
- Baba bu cenaze bizim eve mi gidiyor yoksa?
Kısa boylu adamın biri Kisrâ’ya gelerek birini şikayet etti. Kisrâ:
- Sen kısa boylusun. Ferâset ilmine göre kısa boylular zalim olur ve kimse onlara zulmedemez.
Adam:
- Ama bana zulmeden benden kısaydı diyorum!
Bâkil onbir dirheme bir ceylan almış, kucağında ceylanla eve gidiyordu. Adamın biri sordu:
- Kaça aldın bu ceylanı?
Bâkil iki elini açıp bir de dilini çıkarttı ve “onbir” demek istedi. İstedi ama ceylan da kucağından kurtulup kaçtı. O gün bu gündür bu işaret ahmaklığın sembolü oldu.